Kayıtlar

Çizme

Çizmeye hayret ettim, konuşmamızda. Çünkü doğama ve doğasına ters hareket ediyordu. Zincirlerinden kurtulmuştu ama bunla övünmekten dahi kaçınıyordu. Gerçi kaçınmasa tekrar zincirlenecekti. İşte bununla övünmediği için bu hale gelmişti. Fakat bu zincir çizmenin doğasıydı. Buna aykırı olduğu için korktum zaten. Çizmeye ne bir isim, ne bir anlam, ne bir anlamsızlık verebildim, sadece bir çizme vardı karşımda. Bu nedenle hayret ve korku karışımı bir duygu bastırdı içimi. Korkmamın sebebi ise, çizmenin ne bir anlamı, ne de bir aşırılığı vardı, o sadece bir çizmeydi. Hayret ettim, çünkü hem olması gereken bir çizmeydi, hemde olmaması gereken bir çizmeydi, bu çizme. Çizmeye nihilistte diyemedim, çünkü ne bir anlama ne de bir anlamsızlığa sahipti. Çizmeye sordum, "Neden böylesin?" Çizme sustu, cevap vermedi, çünkü ne cevap vermek istiyordu nede, bir cevabı vardı. Çizme sonunda cevap verdi, "Bana tanım yaparak anlam yüklemeye çalışma veya anlamsızlık damgası vurmayı deneme, çünk...

ALLAH NEDEN Mİ VAR?

Merhabalar sevgili dostlarım. Bu yazımda size, Allah'ın varlığına dair delilleri sunacağım. Bu deliller, teizmin neden diğerki inanç türlerinden daha mantıklı ve savunulması daha kolay bir pozisyonda olduğunu açıklayacak. Bunun yanında, bu yazıyı yazmama beni teşfik eden psikoloğuma çok teşekkür ederim. O halde delillerimize geçelim. KELAMIN KOZMOLOJİK DELİLİ "Neden bir şeyler var?" sorusu birçok kişinin kafasını karıştırmıştır diye düşünüyorum. Kozmolojik delile göre bu evrenin bir açıklamaya ihtiyacı vardır ve evren, kendi açıklamasını kendi içinde barındırmaz.  Evrenin açıklaması ancak kendi varlığı hiçbir şeye bağlı olmayan zorunlu bir varlık ile yapılabilir ki, bu varlığa Allah denilmektedir. Aslında kozmolojik delil, tek bir şekilde formüle edilen bir delil değildir; daha ziyade kozmolojik deliller ailesinin varlığından bahsetmek daha uygun olacaktır.(1) Kelam alanında en çok ön plana çıkan delil "hudus" delilidir. "hudus, bir şeyin başlangıcı olması ...

Kıskançlığın Bataklığı

İçimi kemiren o lanet duyguyu size anlatmak istiyorum. içimde ki kıskançlık hissi beni yiyor. Kıskanmak istemezdim ama bu benim seçimim olmadı. İnsanları kıskandığım için ne kadar utandığımı ve kötü hissettiğimi bi bilseniz. Olabilecek her türlü durumu kıskanıyorum nerdeyse. Sevdiğim insanların başka birisine ilgi göstermesine, aşık olduğum kişinin benim dışımda başka birine "seni seviyorum" demesine, arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda, çok kıskanıyorum. İçim içimi yiyor "ben niye sevilmiyorum bu kadar?" "Ben neden bu kadar iyi değilim" "ben neden diğer ki insanlar gibi normal değilim?"  suçum neydi ki benim? Niye böyle duyguları bastırmak zorundayım ki? Duygularımı her saniye neden bastırmam gerekiyor ki? Bu çok acı veriyor ve canımı yakıyor. Ne kadar zor olduğunu bi size gösterebilsem. Ağlatıyor bu duygu beni, dayanamıyorum artık. Hele ki sevdiğin insanlara karşı bu duyguları hissedince, daha da zor oluyor. Bu aşağılık kompleksine girince çı...

Bencillik Anlayışım (İddial Bencillik)

Bencillik, kendi çıkarını düşünmenin bütün bilinçli eylemlerin ana güdüsü olması durumu. Bencillik anlayışım ise elde edilebilecek en iyi kârı amaç edinme ve bu doğrultuda hareket etme durumu. Örnek: Arkadaşın senden ödevi için yardım istiyor, fakat yardım etmek istemiyorsun. Burada yapacağımız kâr zarar planlamasının, bizim çıkarımızı maksimize ederken zararımızı da minimalize etmesi gerekir. Buradaki planımızın şu olmalıdır. Eğer Arkadaşımıza yardıma gitmezsek, arkadaşımızı çok sevdiğimiz ve onu kırmak istemediğimiz için, kırdığımız taktirde de vicdan azabı çekeceğimiz için, arkadaşmıza yardım etmemiz bizim için daha iyi olcatır. Eğer arkadaşımıza yardıma gidersek en olası durum, sıkılmak olacaktır. Burada kâr zarar hesaplaması yapıp ona göre hareket etmemiz gerekir.  İnsanın olabildiğince kendi çıkarını göz etmesi lazımdır. İnsanların karşılıklı olarak bunu yapması zamanla bir antlaşmaya dönecektir ki bunu günümüzde de görmek mümkün. Bir ateistin bencillik anlayışı şöyle olmalıd...

Mükemmeliyetçilik ve Benzersizlik

Mükemeliyetçilik, kusursuzu hedefleme durumudur ve başarılı ile büyük oranda ilişkilidir. Fakat mükemeliyetçilik her zaman olumlu sonuçlanmayabilir. Çünkü, kişinin kendisinden beklentisi kişiye, strest ve endişe duymasına neden olabilir. Bu durum, kişiye yetersizlik hissi ve yetersizlik hissi yaşamasına neden olabilir. Fakat bu değildir ki, mükemeliyetçiliğin yanlızca olumsuz yanları vardır. Mükemeliyetçilik, doğru yönetildiğin de, insana çok şey katar. Bunun yanında başarı sağlama ihtimali gayet fazladır. Bir işi mükemel yapmayı istemek ve bunu büyük oranda harika ve olması gereken bir şeydir. Potansiyeli olan insanların mükemliyetçi olması, kişi için çıkarlı bir durumdur. Çünkü, mükemeliyetçi insanlar üretikleri şeyi en üst düzeyde yapmaya çalışırlar. Bu hem kişi için harika, hem de duruma göre toplumun çıkarını sağlayan bir durumdur. Toplumun çıkarını sağlama durumu, mükemeliyetçi insanların üretikleri şeyleri toplumun da kulanmasından  kaynaklanıyor.  Sadece bunlar bile mu...

Baba

Merhabalar. Bir babanın alkolik olması gibi, kötü bir durumum vardı, çocukluğumdan beri.  İnsanı üzüyor fakat, bu sefer içimde ukte bile kalmadı. Son nefesini vermiş bi öküz misali. Evet ona olan sevgim öküze benzer. Çünkü, alkollü halini minik bir çocukken çekmeme rağmen onu seviyordum. Ardından da hapise girdi ve onla ne kadar güzel olan az anım varmış diye düşündüm. Ağlatı da bu beni. Hapisten çıkınca, mutlu olacağımıza dair o kadar umutluydum ki. Bu umuda nasıl kapıldıysam, aklıma kötü olan seneryo bir (babamın alkol içmesi) bile gelmedi. Sevdiğim biri "en güçlü duygu umut "demişti, biraz daha hak veriyorum ona. Bu umut sevdiğin biri tarafından yok edilince, umudunu yok eden kişiden nefret edersin yahut içinde ona karşı hiç bir duygu kalmaz yahut onu affedersin. Benim içimde de hiç bir sevgi kalmadı bi babaya karşı. Ölse umrumda olmaz, alkollü bıraksa yine umrumda olmaz. Çünkü bir kere kaybedildi o umut, bir kere kaybedildi verilen sözler, bir kere kaybedildi ona ettiği...

Her Şeyin Başlangıcı

Merhabalar, bu sefer derdimi anlatabileceğime inanıyorum, ağzım laf yaptığınca. Acının dayanılmazlığı kadar iğrenç bir şey var mı bilmiyorum. Kötü hissedersin sürekli ama bu his bir salgın hastalığı gibi, bir yerin kesildiğinde ki gibi gözle görülür olmaz ya, bu nedenle şımarık ilan edilirsin. Bu o kadar kötü bir hal almıştır ki "acaba gerçekten şımarıklık mı yapıyorum" diye kendini üzer "olmayan bir şey için mi böyleyim?" diye düşünürsün. Düşünürsün düşünmeye ama bu acı zayıflamaz. Kendinin şımarıklık yaptığını kabullendirince acısı azalmaz. Aksine, vicdanın daha da acır ve yetersiz hissedersin, bazı durumların senin elinde olmadığını bildiğin halde.  Annen bile artık sana inanmıyormuş gibi hissedersin  İşte değersiz hissetmenin sebebi budur, Senin gözünde değeri olan insanların sana değer vermediği düşüncesi. Her şeyden önce bu acıtır canı, her şeyden önce bu üzer seni. Bir çok şeyin farkındasındır fakat kendine bunu inandırdığını ima ederler. İşin aslının bu olma...