Her Şeyin Başlangıcı
Merhabalar, bu sefer derdimi anlatabileceğime inanıyorum, ağzım laf yaptığınca.
Acının dayanılmazlığı kadar iğrenç bir şey var mı bilmiyorum.
Kötü hissedersin sürekli ama bu his bir salgın hastalığı gibi, bir yerin kesildiğinde ki gibi gözle görülür olmaz ya, bu nedenle şımarık ilan edilirsin.
Bu o kadar kötü bir hal almıştır ki "acaba gerçekten şımarıklık mı yapıyorum" diye kendini üzer "olmayan bir şey için mi böyleyim?" diye düşünürsün.
Düşünürsün düşünmeye ama bu acı zayıflamaz. Kendinin şımarıklık yaptığını kabullendirince acısı azalmaz.
Aksine, vicdanın daha da acır ve yetersiz hissedersin, bazı durumların senin elinde olmadığını bildiğin halde.
Annen bile artık sana inanmıyormuş gibi hissedersin
İşte değersiz hissetmenin sebebi budur, Senin gözünde değeri olan insanların sana değer vermediği düşüncesi.
Her şeyden önce bu acıtır canı, her şeyden önce bu üzer seni.
Bir çok şeyin farkındasındır fakat kendine bunu inandırdığını ima ederler.
İşin aslının bu olmadığını anlatmaya çalışırsın fakat, yine anlaşılmazsın. Derdini anlatırsın ama anlamazlar. Bu durumda değersiz hissetmemek için herhangi bir nedenin de kalmaz.
Durdurmaya çalışırsın içindeki o sıkıntıyı. Patlamak üzere olduğunu da bilirsin ve bir süre sonra tutamıyacağını da bilirsin.
Bunları bile bile korkudan o acıyı yaşamamak için kaçmaya çalışırsın. Yakalanacağını bile bile.
Evde, yerinden kalkamayacak haldesindir.
Annen de evde bütün gün bir şeyleri yapmak için çırpınırken ona yardım edemezsin.
Belki ona yardım edecek gücün vardır ama kim uğraşacak o kadar işle.
Üşenirsin, bu o kadar sürekli hale gelmiştir ki yerinden kalkmayı bile unutacak haldesindir.
Zaten elinde olsa, götün kırılana kadar yatarsın o yatakta, gözlerin ağıra ağıra "çok yoruldum" dersin.
Ardından günün belli zamanlarda ani ve büyük bir enerji gelir ki, pek hayrı alamet bir enerji de değildir kendisi. Etrafta kuş gibi uçuşursun, o enerjiden kurtulmak için.
Beynini durdurabilecek olsan ilk fırsatta yaparsın bunu. Düşünmekten yorulacak haldesindir.
O kafa durmaz, düşünür de düşür, çalışır da çalışır ama kendine bir şeyler katacak bir şey yapıyım desen, bu seferde dikkatin allak bullak olur. Nihayetinde düşünmekten de nefret edersin.
"Hani bu şımarıklık yapıyor" derler ya, bir an onlara yaşatmak istersin yaşadıklarını.
Vicdanını düşünmek istemezsin, Rabbini düşünmek istemezsin.
Sadece içindeki o siniri olabildiği en güçlü haliyle birisinin suratına patlatmak istersin, içini biraz olsun rahatlatmak için, içinin rahatlamayacağını bile bile.
Fakat nefsine hakim olursun, kendini tutarsın. İşte bu tutmalar sonucu saçma sapan hareketler yaparsın, içindeki siniri hafifletmek için.
Tutamadığın da olur bunları. Sinir krizi geçirdiğin, sayıkladığın zamanlarda olur.
Dışarıdan baksan "kendini zorluyor bu da" diye düşünürsün ki,
annenin artık böyle düşündüğünü bilirsin, inkar eder ve etmeye devam eder çünkü iyi olduğun zamanlar seni üzmek istemez fakat kendisi biliyordur ki işin aslı bu değildir.
Streste gitmek istemezsin, çünkü, panik olursun ellerin titrer rahat hissedemezsin. Zaten rahatsızlık sonucu delirmeye başlarsın.
Sakin kalmaya çalışırsın fakat o illet duygu seni birisine patlamayı bekleyen bir bombaya çevirir.
O durumda bile kontrolü elinden bırakmazsın, çünkü ne olursa olsun sen tutmalısın kendini, bir yerden sonra tutamayacağını bile bile.
Artık sadece uyumak istersin. Çünkü, sadece o sıra kurtulmuş olursun fakat bu seferde bilinç altından kaçamazsın, yeterince dert üzerinde değilmiş gibi.
Rüyalarında genel olarak sana kötü gelecek şeyleri görürsün, ki bazen nefes aldığın rüyalarda olur. Yada hiç rüya görmezsin, en rahat uykularındır bunlar, sadece hiçlik vardır karşında.
Bi de adına saatlerce küfür edebileceğin eski üvey babanı görürsün. Rüyanda genelde onunla çatışma yaşarsın.
Göğsündeki nefreti kabartan en büyük kişidir, öyle ki ihtimalinin binde bir olacağı şekilde, ortak sevdiğiniz şeyler olur, o şeyleri yapma şevkin de kaçar artık.
Nefret edersin, çok nefret edersin, artık bu o kadar büyük bir boyuta evrilmiştir ki sana yaşattığı şeylerin on mislini ona yaşatmak istersin, fakat bunu yapacak kişi sen değilsindir, bunu da çok iyi bilirsin.
Bu sebepten dolayıdır ki, tutarsın kendini, onca kötülüğe, onca hasara rağmen tutarsındır kendini.
Babanın telefonlarını açmazsın artık. Bırak konuşmayı, buluşmak bile istemezsin bir kere dahi olsa. Bu yüzdendir, ki onunla buluşma fikri o kadar uğraştırıcı geliyordur,
mahkemeden mahkemeye onunla buluşmamak için koşturmaya hazırsındır.
Ne akıllıdır, ne mutludur, ne de hayatı olan biridir. İçgüdüsel bir öküzdür o, sana göre artık. Fakat yaralıdır da bu öküz sana göre. Bu yüzden ölmesini dilersin, hem kendi için, hemde kendin için.
Bir faydası yoktur ki etrafına, sana olsun. Faydayı bıraksak zarardır sana göre artık bu öküz, ölmesini istersin vicdanın kanıya kanıya.
Annene de, dersin bazen bu hislerini, kızar sana "Baban o senin!" diye çıkışarak. Ama hangi enkazı ayakta tutasın kalmıştır ki, kan bağına direk olasın.
Ne kötüdür ki, bir babanın hakkında böyle düşünmeye itelenesin, ne kötüdür ki hayal kırıklığının bıraktığı enkaz.
Biliyorsun ya içimi Allah'ım, var olmanı istemediğim günleri, başka çarem olmadan sevmeye çalışıyordum seni.
Kurtardın ya beni bundan çok müteşekkirim sana. Ama yine kapına dayandım yalvarıyorum, uzak tut benden acıyı, dönmek istemiyorum yine o zamanlara.
Ne kadar acı çektiğimi, ağladığımı, korktuğumu bi sen anlarsın, bi de ben. Uzak tut, o yüzden benden bunları, başka diyecek şey bulamıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder