Çizme
Çizmeye hayret ettim, konuşmamızda. Çünkü doğama ve doğasına ters hareket ediyordu. Zincirlerinden kurtulmuştu ama bunla övünmekten dahi kaçınıyordu. Gerçi kaçınmasa tekrar zincirlenecekti. İşte bununla övünmediği için bu hale gelmişti. Fakat bu zincir çizmenin doğasıydı. Buna aykırı olduğu için korktum zaten. Çizmeye ne bir isim, ne bir anlam, ne bir anlamsızlık verebildim, sadece bir çizme vardı karşımda. Bu nedenle hayret ve korku karışımı bir duygu bastırdı içimi. Korkmamın sebebi ise, çizmenin ne bir anlamı, ne de bir aşırılığı vardı, o sadece bir çizmeydi. Hayret ettim, çünkü hem olması gereken bir çizmeydi, hemde olmaması gereken bir çizmeydi, bu çizme. Çizmeye nihilistte diyemedim, çünkü ne bir anlama ne de bir anlamsızlığa sahipti. Çizmeye sordum, "Neden böylesin?" Çizme sustu, cevap vermedi, çünkü ne cevap vermek istiyordu nede, bir cevabı vardı. Çizme sonunda cevap verdi, "Bana tanım yaparak anlam yüklemeye çalışma veya anlamsızlık damgası vurmayı deneme, çünk...